Az önce memleketimin bir köşesinden gelen bir haber, yüreğimi dağladı. İki insan arasında çıkan ufacık bir tartışma, bir canın kaybıyla sonuçlandı. O an, o çocukların çaresizce kaçışı gözümün önüne geldi ve içimde bir şeyler koptu. Bu nasıl bir öfke, bu nasıl bir sabırsızlık? İnsanlar en küçük anlaşmazlıkta birbirine bu kadar zarar verir mi? Hem de ailesinin, çoluk çocuğunun gözü önünde. Biz ne zaman böyle canileştik? Bu soruyu sormaktan kendimi alamıyorum.

Eskiden ne güzeldik. Belki maddi durumumuz yerinde değildi, cebimizde para yoktu ama kalbimizde sevgi, fikrimizde saygı vardı. Komşumuzu bilir, tanırdık. Kapımızı çalanı geri çevirmez, bir derdi varsa koşardık. Peki şimdi ne oldu bize? Artık sokakta yürürken tedirginiz, trafikte her an bir magandaya denk geliriz diye korkuyoruz. Kadın, çocuk, yaşlı demeden herkesin öfkesi sınır tanımıyor. Ne ara bu hale geldik? Ne zaman bu kadar yabancılaştık birbirimize?

Aslında her şeyin bir bahanesi var. Kimi der "şartlar kötü", kimi der "geçim derdi". Ama doğrusu şu ki artık herkes lüks yaşamaya şartlandı. Durumu iyi olan daha fazlasını isterken, olmayan da yetişme telaşında. Evde bir araba, cebinde en son model telefon... Hepsi borçla alınmış, hepsinin bir yükü var. Ama bunlar hiçbir şeyi meşru kılmaz. Hiçbir sıkıntı, bir insanın canına kıymayı haklı göstermez.

Bu olaydan hepimiz ders almalıyız. En azından bir durup düşünmeliyiz: Bu öfke, bu silah, bu kin nereye gidiyor? Her evde herkesin belinde bir silah olması normal değil. Bu bir korku toplumu yaratıyor. İşte tam da bu yüzden devlet büyüklerimizden bir ricam var: Lütfen silah taşımanın önüne geçilsin. Kontrolsüz, izinsiz silah bulundurulmasın. Çünkü bir anlık öfkeyle tetiğe basan el, geri dönüşü olmayan acılara sebep oluyor.

Rabbim hepimize daha iyisini versin, daha güzeline nail etsin. Ama unutmayalım ki en büyük zenginlik huzurdur. Ne araban ne telefonun, ne paran ne malın bir önemi kalır, can gidince. Lütfen bu olaydan ders alalım. Birbirimize karşı daha sabırlı, daha anlayışlı ve daha insani olalım. Çünkü biz insanız ve insan olmanın gereği sevgidir, nefret değil.

Bu topraklarda yeniden sevgi filizlensin diye, silaha değil, sağduyuya evet diyelim.