Yağmurlu bir İstanbul akşamında, ara sokaklardaki küçük bir kafeye sığınmıştı. İçerisi, eski kitapların, kahve kokusunun ve yumuşak caz müziğinin birleşimiydi. Camdan dışarı bakarken, yanına gelen garson gülümseyerek: "Ne istersiniz?" diye sordu.

"Bir sıcak çikolata lütfen." dedi.
Garson siparişi alırken: "Sizi burada ilk kez görüyorum, yeni misiniz?"
"Evet, biraz kayboldum."
Garson: "Bazen kaybolmak, en güzel yerleri bulmanın tek yoludur. Bu kafe, 30 yıl önce annem tarafından açıldı. Her kaybolanı ağırlamaktan mutluluk duyarız."

O gün, kafe onun için sadece bir mola yeri değil, aynı zamanda yeni bir başlangıcın kapısı oldu.